top of page
Giriş:
İş Hukukunda, toplu iş sözleşmeleriyle düzenlenen ek alacaklar, işçilerin belirli nitelik ve görevleri yerine getirmesi karşılığında sağlanır. Bu bağlamda, bazı toplu iş sözleşmelerinde yer alan “idareci primi” alacağı, belirli idarecilik veya kontrol görevlerini üstlenen işçilere ödenen bir ek ücrettir. Yargıtay kararlarında sıkça karşılaşılan bir uyuşmazlık konusu, işçinin toplu iş sözleşmesinde tanımlanan idareci primi şartlarını gerçekten taşıyıp taşımadığı ve bu primin ödenmesine hak kazanıp kazanmadığı noktasında yoğunlaşmaktadır.
Yargıtay'ın Aradığı Şartlar:
Yargıtay uygulamasına göre, toplu iş sözleşmelerinde “idareci primi” adı altında bir alacağa hak kazanılabilmesi için, sözleşmede öngörülen spesifik görev ve sorumlulukların fiilen yerine getirilmesi zorunludur. Özellikle “kalite kontrol ve teknik kontrol görevlileri”ne yönelik düzenlenen primler açısından, ilgili personelin onarım ve imal edilen malzeme ve teçhizatın teknik şartlara uygunluğunu kontrol etmesi, performansını imzalayarak sorumluluk üstlenmesi gerekmektedir. Yargıtay, bu tür primlere hak kazanılmasında, fiili olarak kalite kontrol işinin yapılması şartını aramaktadır.
Uygulama ve İspat:
İlgili idareci primine hak kazanıldığının ispatı, somut duruma ve işyerindeki uygulama biçimine göre değişiklik gösterebilir. Geleneksel olarak, bu tür görevlerin yerine getirildiğinin ispatında “kalite kontrol mührü” kullanılması önem arz etmektedir. Ancak, işyerlerinin modernleşmesiyle birlikte, 2016 yılından itibaren elektronik ortama geçilen sistemlerde, kalite kontrol işlemleri elektronik ortamda yapılabildiğinden, bu durumda işçinin elektronik sistem üzerinde “kalite kontrol operasyon yetkilisi” olup olmadığı tespit edilmelidir. Önemli olan, kullanılan mührün niteliği veya elektronik yetkinin kapsamıdır; zira bir “üretim operatör mührü” kullanılması veya genel nitelikli bakım, onarım, revizyon ve test işlemleri yapılması, tek başına kalite kontrol veya teknik kontrol görevlisi olma şartını karşılamamaktadır.
Sonuç:
Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre, toplu iş sözleşmeleriyle öngörülen idareci primlerine hak kazanılabilmesi için, işçinin sözleşmede açıkça belirtilen nitelikli kontrol görevlerini fiilen ifa ettiğini somut delillerle ispatlaması gerekmektedir. Bu ispat, ya ilgili göreve özgü “kalite kontrol mührü”nün kullanılmasıyla ya da elektronik ortamda yürütülen süreçlerde “kalite kontrol operasyon yetkilisi” sıfatıyla işlem yapılmasıyla mümkün olabilir. İşçinin görevinin sadece genel üretim veya bakım operatörlüğü kapsamında kalması ve kalite kontrol/teknik kontrol sorumluluğunu gösteren özel bir mühür veya yetkiye sahip olmaması durumunda, idareci primine hak kazanılamayacaktır.
İş Hukukunda, toplu iş sözleşmeleriyle düzenlenen ek alacaklar, işçilerin belirli nitelik ve görevleri yerine getirmesi karşılığında sağlanır. Bu bağlamda, bazı toplu iş sözleşmelerinde yer alan “idareci primi” alacağı, belirli idarecilik veya kontrol görevlerini üstlenen işçilere ödenen bir ek ücrettir. Yargıtay kararlarında sıkça karşılaşılan bir uyuşmazlık konusu, işçinin toplu iş sözleşmesinde tanımlanan idareci primi şartlarını gerçekten taşıyıp taşımadığı ve bu primin ödenmesine hak kazanıp kazanmadığı noktasında yoğunlaşmaktadır.
Yargıtay'ın Aradığı Şartlar:
Yargıtay uygulamasına göre, toplu iş sözleşmelerinde “idareci primi” adı altında bir alacağa hak kazanılabilmesi için, sözleşmede öngörülen spesifik görev ve sorumlulukların fiilen yerine getirilmesi zorunludur. Özellikle “kalite kontrol ve teknik kontrol görevlileri”ne yönelik düzenlenen primler açısından, ilgili personelin onarım ve imal edilen malzeme ve teçhizatın teknik şartlara uygunluğunu kontrol etmesi, performansını imzalayarak sorumluluk üstlenmesi gerekmektedir. Yargıtay, bu tür primlere hak kazanılmasında, fiili olarak kalite kontrol işinin yapılması şartını aramaktadır.
Uygulama ve İspat:
İlgili idareci primine hak kazanıldığının ispatı, somut duruma ve işyerindeki uygulama biçimine göre değişiklik gösterebilir. Geleneksel olarak, bu tür görevlerin yerine getirildiğinin ispatında “kalite kontrol mührü” kullanılması önem arz etmektedir. Ancak, işyerlerinin modernleşmesiyle birlikte, 2016 yılından itibaren elektronik ortama geçilen sistemlerde, kalite kontrol işlemleri elektronik ortamda yapılabildiğinden, bu durumda işçinin elektronik sistem üzerinde “kalite kontrol operasyon yetkilisi” olup olmadığı tespit edilmelidir. Önemli olan, kullanılan mührün niteliği veya elektronik yetkinin kapsamıdır; zira bir “üretim operatör mührü” kullanılması veya genel nitelikli bakım, onarım, revizyon ve test işlemleri yapılması, tek başına kalite kontrol veya teknik kontrol görevlisi olma şartını karşılamamaktadır.
Sonuç:
Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre, toplu iş sözleşmeleriyle öngörülen idareci primlerine hak kazanılabilmesi için, işçinin sözleşmede açıkça belirtilen nitelikli kontrol görevlerini fiilen ifa ettiğini somut delillerle ispatlaması gerekmektedir. Bu ispat, ya ilgili göreve özgü “kalite kontrol mührü”nün kullanılmasıyla ya da elektronik ortamda yürütülen süreçlerde “kalite kontrol operasyon yetkilisi” sıfatıyla işlem yapılmasıyla mümkün olabilir. İşçinin görevinin sadece genel üretim veya bakım operatörlüğü kapsamında kalması ve kalite kontrol/teknik kontrol sorumluluğunu gösteren özel bir mühür veya yetkiye sahip olmaması durumunda, idareci primine hak kazanılamayacaktır.
bottom of page
.png)